|
MOR ÖRÜMCEK
mor örümcek,
yalnızlığı örecek.
mumyalar hayata dönecek
mor örümcek,
gün gelecek
kendi ağına
kendi etini verecek.
ona da ölüm gelecek...
AYNA
hey ayna
ben kimim
dikiş tutmayan ,bir çarıkmı?
deveye çöl kaçıranmı ?
gülünü zamansız budayanmı ?
yoluna diken bitirenmni ?
hey ayna,
ben kimim ?
yazı kışa satanmı ?
hey ayna
ben kimim?
çilini pudrayla kapatanmı ?
kuru çamaşırlarını tekrar kurutanmı ?
hey ayna
ben kimim ?
AFİŞLERDE KAYIP ARANIYOR
dul ekşisi bir gün uzanıyor
zaman sarmaşık yatımlı
çıkışında acı akıyor
sırtım yüklenişte
toyluğum kambur
kapılar süngü çekiminde
adımlarım ölçüsüz
yatağım kapsül ateşinde
tutulmuş memeler
yol ehlisi kadınlar
anadolu kokan bakır
kaldırımlar nerede?
bir çıkmaz sokak üstlenmiş beni
cumartesi anaların bağdaşındayım
afişlerde kayıp aranıyor
bulan varsa köyüme götürsünler beni...
BENİ HEP BİR DOST BİLECEKSİN
Seni sevdiğimi bir kez olsun diyemeyeceğim
Seni dudaklarından hiç ama hiç öpemeyeceğim
seninle elele tutuşup bir sevgili gibi gezemeyeceğim
Senin en yakınında olacağım
Bir dost gibi görüneceğim
Seni sevdiğimi bir kez olsun diyemeyeceğim
Gururumun esiri olacağım
Göz yaşlarımı hep yarınlara bırakacağım
Yarınlar hiç bitmeyecek
Seni sevdiğimi bir kez olsun diyemeyeceğim
Sen beni hep dost göreceksin
Dost bileceksin
Yanına yanaştığımda
Ellerimin titrediğini göremeyeceksin
her sigara yaktığımda, bana kızacaksın
Nedenini sorduğumda
Hep bir yalanla karşılık alacaksın
Seni sevdiğimi bir kez olsun diyemeyeceğim
Umutsuz aşkın pençesinde
Yanan ateşin gölgesinde
Yavaş yavaş eriyip giden
Hep ben olacağım
Eriyip gitmenin nedenini bilemeyeceksin
beni hep bir dost göreceksin
Dost bileceksin
SON SÖZ KALBİN
Bir mavi boşluktayım şimdi
Bir vapur arkasında
Eminönü Kadıköy arasında
Dolaşıp duruyorum
Haritalı kuş coğrafyasında
Ne yağmur bilirim ne çamur
Ne iş ne güç
Görev vermiş kalbim beynime
Bu aşkın tarih olmasına izin verme diye...
MALAĞUDEM
İnce bir sizidir, süzülüp gelen
Deli dalgalar gibi vuran ,
Susmalarımı bozdurduğum,
Cenabet suretime abdest çağıran kadın.
Kollarım açık senden yana
İş güç deme bana
İşim de gücüm de sensin
Bu yangına su yetmez
Seninle saat nasıl geçer bilinmez ...
NECİP HABLEMİTOĞLU
yine soğuk bir kış günü
ölüm sinsi bir yılan gibi
sessizce tetikleniyor
ayazlanıyor portakal çiçeği sokak
mumcu sabahı senin akşamın
yine sensin beni korkutan şehir ankara
ilme fen'e çocuk doğurandan yana
gördüğünü yazana mermi türetiyorsun
ve ben diyorum ki sana :
bu mermi yalnız HABLEMİTOĞLU na değil
şairime ,ozanıma ,ressamıma
yeşile uzanan ellere,
güneşi seven gözlere
eli nasırlı babalara,
eli hamurlu analara,
ülkesini seven herkese
biz ve bizim gibiler olduğu sürece
yaşayacak CUMHURİYET.
yalnız yarasaların olacak karanlık...
A Ş K
Seni düşünüyorum
Yüzündeki sakalları büyüterek
Seni düşünüyorum
Bir pantalon bir gömlek
seni düşünüyorum
Ekmek su bilmeyerek
Seni düşünüyorum
Vaktimin yelkovanı akrebi
Gündüz gece seçmeyerek
İş güç demeyerek
Seni düşünüyorum
Sensizliğe ölüm diyerek
Seni düşünüyorum, seni.
DUVARLAR
geçmişin izleri duvarlar
insanların dili duvarlar
gece yarısına kadar
uykusuz kalanların
düşünceleri duvarlar
birilerinin yazıp
birilerinin sildiği
özgürlüğün habercisi duvarlar...
İLLE DE TOPRAK DEĞİL
Ölü sayarım seni
ille de toprak değil.
içimde ölü
benliğimde ölü
varlığında ölü
ille de toprak değil.
SUSSS
Bu devir sağır zamanı
tıka kulağını
susss
bu devir kör devri
görme çalanı,çırpanı
susss
sus konuşma
sen olursun zararlı
susss...
İNATÇI
Dal üstüne dal düşmez
öldürseler yan düşmez
kedi gibi sırt düşmez
hep haklıdır,
hep haklı kalır...
|